cocukvenamaz

Çocuklarımızı Namaza Nasıl Alıştırabiliriz?

Asıl meselemize, çocuklarımızı namaza alıştırma meselesine gelelim. Bu konuda, hepimizin zihin dünyasında var olan Efendimiz’in (sas) bir hadisi var: “Çocuğunuz yedi yaşına geldiğinde ona namazı emredin, on yaşına geldiğinde kılmadığı takdirde onu dövün.” [Ebû Dâvûd, “Salât”, 26; Tirmizî, “Salât”, 299] Bu hadisin bir sebeb-i vürûdu vardır. Hadisin söylendiği zemini iyi anlamamız gerekir. Hadisi rivayet eden sahâbî efendimiz Sebre b. Ma’bed’dir (ra). Hicretin 5. yılında Müslüman olmuştu. Medine’nin dışında bir yerde oturuyordu ve ara ara Medine’ye geliyordu. Medine’ye geldiği bir anda Efendimiz’e (sas), çocuklarıyla namaz konusunda sıkıntılar yaşadığını aktardı. Efendimiz (sas) de bunun üzerine bu sözü söyledi. Parantez içerisinde “Hafifçe dövün” de yazılıyor. Mütercimler bu “hafifçe” ifadesini başka hadislerden yola çıkarak ekliyorlar.
Tirmizî’nin rivayeti ise şu şekilde: “Çocuğa namazı yedi yaşında öğretin, kılmadığı takdirde on yaşında dövün!” [Tirmizî, “Salât”, 299] Yine Ebû Dâvûd’da geçen Amr b. Âs’ın (ra) naklettiği rivayet şöyledir: “Çocuklarınız yedi yaşında iken onlara namazı emredin. On yaşındayken namazdaki ihmalleri sebebiyle onları dövün ve yataklarını da ayırın.” [Ebû Dâvûd, “Salât”, 25] Ebû Dâvûd’da geçen bu hususla alakalı bir diğer hadis ise şu şekildedir: “Çocuk sağını solundan ayırmasını bildiğinde ona namazı emredin.” [Ebû Dâvûd, “Salât”, 26]
Bu hadislerin nasıl anlaşılması noktasında çeşitli yorumlar yapılmıştır. Bu yorumlardan bazılar şunlardır:
1. Bugünün çocukları ile Medine’nin çocukları aynı değil, dolayısıyla yedi yaş, on yaş o gün Peygamber ikliminde olan çocuklar içindi; biz bu yaşı hakiki olarak değil, mecazi olarak anlamalıyız.
2. Buradaki “da-re-be” fiili, yani “dövdü/vurdu” ifadesi hakiki değil, mecazi anlamda; alıştırın, ısındırın anlamındadır; dövme bu işte olmamalıdır. Dolayısıyla burada Efendimiz (sas) “Dövün!” dememiş, “Terbiye edin.” demiştir. Eğer bu konuda şiddet olursa şiddetin dili çocukta nefrete yol açabilir ve ters tepebilir Allah korusun. Bu konuda hadis şerhlerine baktığınızda bu açıklamaları da görebilirsiniz.
3. Hz. Peygamber’in (sas) burada söylediği sözün hayatın içerisinde uygulanma imkânı yoktur. Bu anlayış, sıkıntılı bir anlayıştır. Bunu diyen ulemây-ı âzam (!) hemen ardından: “Bana göre benim tanıdığım peygamber böyle bir şey demez. Kur’ân’a arz ettim ve karşılığını bulamadım.” der ve hadis hakkında ilmi bir yaklaşım göstermeden tenkide tabi tutar.
İlk iki maddenin çok da yabana atılacak bir yönü yoktur. Bu maddelerin isabetli olduğu noktasında hadisin şerhlerinde bazı ipuçları da vardır. Üçüncü anlayışın sıkıntılı bir anlayış olduğunu da zaten söylemiştik.
Peki, bu hadisler nasıl anlaşılmalıdır? Namazın tâlimi noktasında Efendimiz’in (sas) fiili uygulamaları, hadisin nasıl anlaşılması gerektiği konusunda önemli noktalar ortaya koyar. Farklı şeylere kapı açmadan meselenin üzerinde biraz yoğunlaşsak ve hadis üzerinde tefekkür ederek bazı şeyleri tespit etmeye çalışsak aslında cevâmiu’l-kelim olan Efendimiz’in (sas) kısacık bir sözle ne kadar önemli şeyler söylediğini hemen yakayabiliriz. Bu hadis üzerinden meseleyi biraz daha açalım.
Farklı Yaş Grubu Çocuklara Namaz Tâlimi
Efendimiz (sas): “Yedi yaşına gelince çocuklara namaz kılmayı emredin/öğretin.” ve “On yaşına gelinceye kadar da namaz hâlen istenilen oranda hayatlarında olmazsa onları dövün.” dedi. Efendimiz (sas), üç merhaleyi gözlerimizin önüne serdi:
Birinci Merhale, 0-7 Yaş Merhalesi
Medine zemininde olduğunuzu düşünün. Çocuk nasıl bir zeminde gözlerini açıyor? Bilâl’in sesi duyulduğu zaman hayatın durduğu bir Medine’den bahsediyoruz. Dolayısıyla çocuk, ezanla hayatın durduğu bir zeminde dünyaya gözlerini açıyor. Yedi yaşına kadar çocuk annesini, babasını böyle görüyor. 0-7 yaş grubundaki bir çocuk bunu gördüğü zaman artık ondan sonraki süreçte namaz konusunda sıkıntısı olur mu? 
Anne ve babalar olarak bu konuda gerçek manada görevimizi yapmamamıza rağmen çocuklarımızdan bir şeyler bekliyoruz. Televizyonun karşısına oturuyoruz, ezan sesi geliyor, çocuk bizi o hâlde görüyor. Yarım yamalak bir namaz kılıyoruz, çocuğumuz buna şahit oluyor. Böyle olunca çocuğa namaz kılması gerektiğini söylediğimizde bizi dinlemiyor. Dolayısıyla 0-7 yaş arası çocuğa sahip anne ve babaların yapmaları gereken en önemli husus, temsiliyettir. Ama o temsiliyet bugün bizim hayatlarımızda olmadığı için söylediklerimizin tesiri yoktur. Çocuklarımıza: “Baban evde nasıl?” diye sorsak kaç tane çocuğumuz babayı seccade üzerinde resmeder? Dolayısıyla temsiliyet olmalı ki gösterdiğin temsiliyet, çocuğuna sözsüz namaz tâlimi adına bir şeyler söylesin. 
İkinci Merhale, 7-10 Yaş Merhalesi
Temsil ettiğiniz hâlde bu meselenin bir karşılığı olmayabilir mi? Evet, olmayabilir. Hz. Ebû Bekir (ra) temsil etmiyor muydu? Ama olmadı, iki oğlunda bir zamana kadar istenilen oranda kalite elde edemedi. Sonra elde etti ama ne kadar zorlandı! Abdurrahmân için 21 sene zorlandığını söylemiştik. Temsil adına sizden beklenen ortaya konsa bile karşılığı olmayabilir. Peki olmazsa ne olacak? Devreye tebliğ girecek. Öncesinde temsil, sonrasında ise tebliğ vardır. Eğer bunları yer değiştirirseniz sözün tesirini kırarsınız ve boşuna konuşmuş olursunuz. Temsil etmenize rağmen olmadıysa bu sefer tebliğ adına adım atmalısınız. Efendimiz’in (sas) hayatında bunun örnekleri vardır. Tirmizî’de geçen bir rivayette Efendimiz (sas) torunu Hasan’a şöyle demiştir: “Hasan’ım/Oğulcuğum! Beş vakit namazını aksatmadan kıl! Sana şüpheli gelen her şeyi terk et. İçinde şüphe olmayan şeylere yönel! Doğruluktan asla ayrılma! Çünkü doğruluk, insanın gönlüne huzur verir. Yalan ise insanı huzursuz eder.” [Tirmizî, “Kıyamet”, 61] Buna benzer bir sözün Enes b. Mâlik’e söylendiğini de okuyoruz: “Enesciğim! Elinden geldikçe abdestli ol, bu takdirde melekler daima sana rahmet okurlar. Namazında ise daim ol, onu asla bırakma; böyle davranırsan melekler daima sana arkadaş olurlar. Rükû edince ellerinle dizlerini sıkı tut, parmaklarını birbirinden ayır, dirseklerini yanlarını yapıştırma. Ey Oğulcuğum! Rükûdan doğrulunca her uzvun tam olarak yerine gelsin; zirâ Cenâb-ı Hak, kıyamet gününde rükû ve secde arasında bellerini tam doğrultmayana nazar etmez. Ey Oğulcuğum! Secde edince de alnını ve ellerini yere tam koy. Horozun yeri gagalaması gibi gagalama (secdeden çabucak kalkma), (secdede kollarını yere sererek) köpeklerin veya tilkilerin yatışı gibi yere serilme. Namazda sağa sola bakmaktan sakın!” [Tirmizî, “İlim”, 7, 16] 
[Muhammed Emin Yıldırım, Çocuk Yetiştirme Ahlakı, 193, Siyer Yayınları.]
 
paylaş
Diğer Yazılar
5,0 Puan
1 kişi puan verdi

Bu yazıya daha önce hiç puan verilmedi. İlk Puanı siz verin!

19.02.2024Kitap Sandığım

Yorum Yapın

Ad Soyad *
Firma Adı
Yorumunuz *
Güvenlik Kodu *
Güvenlik Kodu
Loading